Amirs of Caucasian Mujahideen
Cevher'de: Sal., 05.12.1429 Hjr / 02.12.2008, 15:10 РусскийEnglishtürkçeУкраїнськийعربي

Anasayfa

aynalar

add. format
Google
Kavkaz-Center
WWW
Logomuz

RSS feeds
 
ÜmmetFikir Aynı konudaki makaleleri

Pakistan'ı nasıl bir gelecek bekliyor?

Yayınlama zamanı: 5 Kasım 2007, 16:41

Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'in ülkede olağanüstü hal ilan etmesi ve seçimleri iptal etmesi kaygı uyandırıyor. Pakistan'da yüzlerce yönetim aleyhtarının gözaltına alınmasının yanı sıra, medya da kısıtlamalar altında. Kişi hak ve özgürlüklerinin bazıları da askıya alındı.

Pakistan muhalefet partilerinin, yüksek mahkeme yargıçlarından oluşan yargı kurumu ve barolar sendikasının bu kararı protesto etmesi ve karara karşı hemen harekete geçmesinin gölgesinde çeşitli spekülasyonların konuşulduğu bir geleceğe doğru gidiyor.

Pakistanlı lidere yakın kaynaklar, Müşerref'in aldığı kararın hukuki olduğunu ve anayasanın kendisine bu yetkiyi verdiğini ifade ediyor. Washigton'da buluna Müşerref'in avukatı Ahmed Razi Kusuri, gazetelere verdiği demeçte, olağanüstü halin süresinin tamamen ülkedeki istikrar ortamının sağlanmasına bağlı olduğunu söyledi. Anayasanın askıya alınması yalnızca bazı temel sivil hakları etkileyeceğini belirten Kusuri, parlamento ve senato tarafından temsil edilen hükümet ve yasama organının görevinin başında olduğunu dile getirdi.

Ocak ayında yapılması düşünülen seçimlerin iptali dün açıklanmada önce açıklamada bulunan Kusuri sözlerini şöyle sürdürüyor: "Kriz anayasanın garanti altına aldığı seçimlerin ertelenmesinde değildir. Zira ülke bir savaş halinde olup parçalanmayla karşı karşıyadır. İstikrarın olmadığı bir yerde bana seçimlerin önemini mi soruyorsun?"


AVUKATLAR UZUN BİR MÜCADELEYE HAZIRLANIYOR

Pencap Barosu Eski Başkanı Ahmed Uveyis baronun Müşerref'in olağanüstü hal kararına karşı muhalif tavrının özellikle bu zor şartlar altında ve "askeri bir diktatörün" varlığında bu kararın sonuçlarının gerçekleşmesine kadar uzun bir zaman alacağını tahmin ettiğini belirtti. Uveys basına yaptığı açıklamada "kaos ortamının", avukatların protesto gösterilerinin ve pazartesi başlayacak olan mahkemeleri boykot etme eylemlerinin önümüzdeki birkaç ay daha devam edeceğini tahmin ettiğini bildirdi.

Bağımsız avukat Babür Settar da bu görüşe katıldığını ifade ederek avukatların bu tutumunun, geniş çaplı tutuklamalar ve büyük siyasi partilerin sahadan çekilmesi gibi şartlar altında sonuçlar belli oluncaya dek birkaç ay süreceğini öngördüğünü söyledi.
Babür Settar, basına verdiği demeçte yakın zamanda seçimlerin yapılacağınu sanmadığını söyledi.

Settar krizi sona erdirmek için üç senaryonun bulunduğunu ifade etti: "Birincisi: Müşerref'in olayları kontrol altına alması ve yeni durumun kabullenilmesi, İkincisi: Bizzat askeri müessese içerisinden Müşerref'in politikalarına karşı bir değişiklik olması.
Son senaryo ise: halkın avukatların ve sivil kuruluşların protestolarına katılıp destek vermesi, bu protestoların Müşerref Yönetimini düşürmesi."

İSLAMABAD'A YÜRÜME TEHTİDİ

Bu arada muhalif siyasi partiler, avukatlarla birlikte büyük bir tepkiye hazırlanıyor.
Pakistan Cemaat-i İslami lideri danışmanı Abdulgaffar Aziz avukatların siyasi partilerin desteğiyle tepki koymalarını Müşerref yönetimi için sonun başlangıcı olarak değerlendirdi. Abdulgaffar Aziz, düzenlediği basın toplantısında muhalefetin önümüzdeki birkaç ay içerisinde tüm siyasi partilerin destekleyeceği geniş bir halk cephesi oluşturacağını söyledi. Ayrıca birbirleriyle kenetlenmiş büyük bir halk topluluğunu başkent İslamabad'a doğru yola çıkarıp ülkeyi Müşerref'in pençesinden kurtarıncaya kadar eylemler yapılabileceğini belirtti.

Muhalefetin ve avukatların reaksiyonlarının kısa zamanda olumlu sonuçlar vereceğine ilişkin iyimser olduğunu ifade eden Abdulgaffar Aziz, buna örnek olarak Yüksek Mahkeme Başkanı İftihar Choudry'nin 9 Martta görevinden alınması neticesinde halkın büyük desteği sayesinde tekrar mahkemedeki görevine dönmesini gösteriyor.

MÜŞERREF'İN SONU YAKLAŞTI: KIŞLAYA DÖNME ZAMANI

Pakistan Halk Partisi'nden Senato üyesi ve Eski Başbakan Benazir Butto'nun Hukuk Danışmanı Babür Awan yaptığı açıklamada, Müşerref iktidarının kısa zamanda sona ereceğini ve yerine başka birinin geleceğini söyledi. Çünkü Müşerref'in siyasette yeri yoktur, kışlasına dönmesi gerekiyor.

Halk Partisinin önümüzdeki iki gün içerisinde diğer partilerle bir araya gelip Müşerref yönetimini sona erdirmek için alınacak tavır ve ortaya konulacak reaksiyonları koordine edeceklerini belirtti. Müşerref'in olağanüstü hal kararından dönmemesi ve seçimlerin zamanında yapılmaması halinde Hükümete karşı büyük kitleleri sokağa dökecekleri uyarısında bulundu.

MÜŞERREF İLE BUTTO NEREYE KADAR?

Geçtiğimiz aylarda yapılan Benazir Butto ve Pervez Müşerref arasındaki anlaşma o kadar ani ve beklenmedik bir şekilde gelişti ki, Butto'nun liderliğindeki Halk Partisi'nden bazı isimler dahi ilk başta buna inanamadı. Müşerref'in büyük destekçisi olan Muslim League Partisinden bakanlar da buna şaşırmıştı. Butto-Müşerref ittifakı ilk başta gizlenmeye çalışılsa da daha sonra böyle bir anlaşmanın olduğu kabul edildi. Pakistan Dışişleri Bakanı Hurşit Mahmut Kusuri de yaptığı bir açıklamada, anlaşmanın Amerika'nın baskısı altında yapıldığı itiraf etti.

Bu ittifak neticesinde Benazir Butto'nun Halk Partisi 6 Ekim'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde General Pervez Müşerref'i destekledi. Böylece Müşerref seçimi yeniden kazanarak 5 yıl daha Cumhurbaşkanlığı koltuğunu muhafaza etmeyi başardı. Ardından Müşerref yine bu ittifak çerçevesinde 8 yıldır hakkında açılan yolsuzluk davaları sebebiyle ülkesinden ve aktif siyasetten uzakta bulunan Benazir Butto için siyasi af ve 1988-1999 yılları arasında hakkında açılan tüm yolsuzluk davalarının düşürülmesi için de özel bir yasa çıkardı. Pakistan Yüksek Mahkeme Yargıçlarından Muhammed İkram Şeyh bunun yasanın ruhuna ve ulusal çıkarlara muhalif olmasını belirtmesine rağmen dinleyen olmadı.

İki liderin Dubai'de yaptığı gizli anlaşmasından en karlı çıkan General Pervez Müşerref oldu. Müşerref Benazir'den aldığı bu destek ile darbeyle koltuğundan ettiği diğer muhalif lider eski Başbakan Navaz Şerif'in de ülkeye girmesini engelledi. Böylece hem içeride hem de dışarıda ciddi baskılar altında olan Müşerref, ana muhalefetin desteğini alarak elini güçlendirmiş oluyordu.

Peki, bu ittifak uzun sürecek mi? Pakistanlı siyasilerin tümünün bunda bir kuşkusu var. Çünkü bu evlilik zorunlu bir ittifaktı ve her iki lider de gemi batarken birbirlerine sarılmak zorunda kalmışlardı. Ülkedeki tüm etkin muhalif partileri kapatan ve liderlerini sürgüne göndere Müşerref'in en büyük korkusu bu muhalif partilerin yeniden güçlenerek karşısına çıkmasıydı.

BU ÜLKEDE SİYASET, İP CAMBAZLIĞINA BENZER

Taliban, el-Kaide, nükleer silah ve Pakistan-Afganistan sınır sorunu gibi mevzularla başı sıkışan Pakistan yönetimi son birkaç yıldır bu konularda hiçbir dirayetli adım atamadı. Dış dünyaya da ülkedeki girift yapıyı bir türlü anlatamadılar. Örneğin Pakistan ordusu kabile bölgelerinde Taliban ve el-Kaide üyeleri ile mücadele ederken, Taliban'ın en büyük destekçisi Mevlana Fazlurrahman'ın liderliğini yaptığı İslam Ulema Birliği ve Ulusal Halk Partisi mecliste temsil edilmekte. Bunun yanı sıra Müşerref'in ciddi siyasi destekçisi olan Choudhury aşiretinin öncülük ettiği Pakistan Müslüman Birliği de Fazlurrahman ile ittifak kurmak için büyük çaba sarfediyor.

Ayrıca ABD'nin baskıları sonucu ev hapsine alınan ülkenin nükleer kahramanı Abdulkadir Han, hâlâ Pakistan'ın bir numaralı kahramanı. Müşerref dâhil tüm yetkililer ABD'den habersiz gizliden gizliye Han'a sevgi ve saygılarını iletmektedirler. Dünya Abdulkadir Han'ı nükleer hırsız olarak bilse de Pakistanlılar onu hâlâ kahraman olarak görmekte. Dışarıdan ülkeyi tanıyanlar için tüm bu ilişkiler karmaşık görünse de, Pakistanlılar için bunlar çok tabiî.

EYÜP HAN'DAN MÜŞERREF'E PAKİSTAN'DA ASKER-SİVİL İLİŞKİSİ

Pakistan'da yaşanan siyasi gelişmeleri anlamak için, ülkedeki asker-sivil ilişkisini ve askerlerin siyaset üzerindeki ağırlığını mercek altına almak gerekmektedir. Pakistan'da askerlerin siyaset üzerinde belirgin bir etkiye sahip olmaları bağımsızlıktan hemen sonraki yıllarda başlamaktadır.

1958 Ekiminde darbeyle yönetimi ele geçiren General Eyüp Han 1969 yılına kadar yönetimi elinde tutmuştur. Ardından yakın dostu General Yahya Han 1969-1971 yılları arasında iktidarı elinde bulundurdu. 1977-1988 yılları arasında da General Ziya ül-Hak yönetimi ele geçirdi. Daha sonra 1999 yılında General Pervez Müşerref askeri darbeyle iş başına geldi. Hâlihazırda çok zor günler geçiren Müşerref, iktidarı bırakmamak için tüm yolları denemektedir.

Pakistan'a General Eyüp Han ile başlayan askerin siyaseti üzerindeki etkisi bugün hâlâ devam etmektedir. Eyüp Han'ın askeri ve siyasi mirasını göz ardı ettiğinizde Pakistan'ın analiz etmeniz çok güçleşecektir. Buna en basitinden şunu örnek gösterebiliriz: Eski Başbakan Navaz Şerif döneminde Eyüp Han'ın oğlu Cevher Eyüp Han Dışişleri Bakanı olarak atanmıştı. Askeri darbenin ardından da Pervez Müşerref Cevher Eyüb'ü Ekonomi bakanı olarak atadı.

Peki, Eyüp Han ailesi ile ilişkilerin arkasındaki asıl sebep nedir?

Eyüp Han Pakistan'a ilk darbe geleneğini getiren kişidir. Ondan sonra ordu, ülkede her alanda en belirleyici bir konum almıştır. Askeri bürokrasi sivil yönetim üzerinde etkisini sağlamlaştırmıştır. Eyüp Han demokrasiye pek inanan biri değildi. 1958'de darbe ile iktidarı ele geçirdikten anayasayı fesheden Eyüp Han, Devlet Başkanı İskender Mirza'yı da sürgüne göndermişti. Yönetimi yeniden düzenleyen Eyüb Han, tarım reformları yapıp sanayiyi canlandırarak ülke ekonomisini iyileştirmeye girişti. Ayrıca yabancı yatırımlar da onun döneminde teşvik edildi "Pakistan'da sanayi hareketliliği olmaz ise Pakistanlılar birbirlerini yer" diyen Eyüp Han, yıllar sonra ülkede aleyhine düzenlenen büyük protestoların ardından hükümetten ayrılmayı kabul etmişti.

Pakistan'daki gelişmeleri geçmişle mukayese ettiğinizde, General Müşerref 'in de yeni bir Eyüp Han olma hedefinde olduğu gözlerden kaçmıyor değil.

LİDERİNİ ARAYAN KEŞMEKEŞTEKİ ÜLKE: PAKİSTAN

Dâhili ve harici sorunların tahakkümündeki Pakistan, kaos ve keşmekeşten kurtuluş için umut ışığı arayışında. Ülke halkı yıllardır kendilerini yöneten lakin kargaşadan başka bir miras bırakmayan askeri liderlerden, köhnemiş bürokrasiden ve toprak ağalarından bir an önce kurtulmak istese de yakasını bir türlü kurtaramıyor.

Politikaları fiyasko ile sonuçlanmış, adları binbir türlü yolsuzluklara bulaşmış, ülkeyi birbirine kenetleyememiş ve tamamen dışarıya bağımlı politikalarla hareket eden Pakistanlı liderler, koltuklarını ne pahasına olursa olsun kimseye kaptırma niyetinde değil. Ülkedeki hemen her lider, kendi kabilesinde aldığı büyük bir destekle yıllarca ayakta durmayı başarmaktadır.

Örneğin yolsuzluk skandallarından dolayı daha birkaç yıl öncesinde hakkında tutuklama emri çıkan, Avrupa ve ABD'deki enstitülerde konferans vermesi yasaklanan Benazir Butto, yine bir umut ışığı olarak sunuluyor ülke halkına. Pakistan medyası geçtiğimiz hafta Benazir'in, kocasının ve çocuklarının beyan edilmiş varlıklarının bir listesini yayınladı: bunlar; yolsuzluk suçlamalarından dolayı dondurulan İsviçre'deki hesaplarının da aralarında olduğu 1,5 milyar dolarlık bir meblağı oluşturmakta.

Turan Kışlakçı

Kaynak: Dünya Bülteni

Kavkaz Center



M.Udugov: ''Güney Kafkasya'da güvenliğin anahtarı, Kuzey Kafkasya'da saklı''
İnguşetya'daki olaylar Moskova'nın kontrolunun dışına çıkıyor
Kafkasya'yı parçalamak, Kafkasya'yı birleştirmek!
Ruslar Çeçensiz bir Çeçenistan'ın hayalini kuruyorlar
Onlar bu dünyadan temiz olarak gitti
İnguşetya ikinci Çeçenya olma yolunda...
Emir Abdulmecid şehid düştü
6 Eylül 1991 tarihinde Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti'nin bağımsızlık günü ilan edilmişti
Türkiye'nin Kafkas sıkıntısı
Ramazan; zafer ve değişim ayı
Bir mücahidle sohbet
Sıcak odalardan karlı Kafkas dağları görünür mü?
Emir Hüseyin: ''Tüm mücahitler Emir Dokka'nın Kafkasya Emirliği ile ilgili kararından memnun''
Cemaat ''Şeriat'' radyo Liberty'nin sorularını cevaplıyor
Ayırdedici gün!